Esasında hayvan deneyi kavramı İlk Çağ’a kadar uzanan, sanıldığı kadar yeni olmayan bir geçmişe sahip. Ancak 1900’lü yıllarda tıbbi gelişmelere paralel olarak hem insanlar hem hayvanlar üzerinde yapılan deneyler hız kazandı. Hayvanların tartışmalı hukukî statüsü sebebiyle bu konuda korunmalarına ilişkin özel hukukî düzenlemelere ihtiyaç duyulması kaçınılmazdı. Bu kapsamda bizim devletimizin de imzaladığı pek çok uluslararası düzenleme vardır. Aynı zamanda iç hukukumuzda da bu evrensel düzenlemelere paralel oldukça detaylı düzenlemeler mevcut.

Medyada karşılaştığımız vahim örnekler yüzünden sanki bu konuda hukukî bir zemin yokmuş, her kurum ve kuruluş deneylerinde keyfince hayvanları kullanabilirmiş gibi bir algı oluşmuş olabilir. Ya da bu deneylere karşı yapılan tek şeyin hayvansever grupların boykotları/protestoları olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Ancak belirtmek gerekiyor ki aslında bu konuda çok detaylı ve sıkı düzenlemeler var, karşılaştığımız gayrimeşru örnekler bizi yanlış bir fikre sevk etmemeli. Çalışmalarda hayvan deneyi aracı yerine alternatif çözümler düşünülmek zorunda evet – ancak bu yazı kapsamında hukuksal sınırlar içinde kalan bir hayvan deneyi nasıl olabilir bunu aktarmaya çalışacağım.

Hayvanları Koruma Kanunu’nda ve çeşitli yönetmeliklerde*  oldukça detaylı hükümler yer alıyor. Bu düzenlemeler çerçevesinde bir hayvanın deneyde kullanılabilmesi için bunun bilimsel amaçla yapılıyor olması gerekiyor. Aynı zamanda bu deney hayvan üzerinde değil de başka bir yolla gerçekleştirilmesi mümkün bir deneyse önce bu yola başvurulmalı. Sahipsiz sokak hayvanları (başıboş kedi köpek vesaire) deneylerde kullanılamaz. Deney hayvanının taşınmasını sağlayan kişiden onu barındırana, bunlar üzerinde çalışma yapana bu işin herhangi bir aşamasına dâhil olacak kişilerin ya da kurumların mutlaka Tarım ve Su İşleri Bakanlığına gerekli belgelerle müracaat etmiş olmaları gerekiyor.

Elde edilmek istenen bilimsel verilere ulaşabilmek için hayvanın mümkün olan en az seviyede acı hissetmesi şarttır. Deney için kullanılacak hayvanların fizyolojik gereksinimlerinin karşılanması zorunludur, aynı zamanda deney yapanların hayvanların sağlıklarını devam ettirebilecekleri yaşam ve hareket alanı, uygun çevresel koşulları sağlayabilecek kapasitede olmaları gerekiyor. Hayvanların önlenebilir her türlü sıkıntısı (ağrı acı gibi) giderilmelidir. Hayvanları deneylerinde kullanan kişi, kurum ve kuruluşların onlar için zararlı olabileceği tespit edilen tüm koşulları en kısa zamanda ortadan kaldırmaları gerekiyor.

Hayvanlar bütün modern hukuk sistemlerinde hakkın öznesi değil nesnesi olarak kabul ediliyorlar. Bu sebeple hayvanları ceza hukuku kapsamında suçun mağduru kabul etmemiz söz konusu değil. Ancak yukarıda saydığım durumlar idarî suç teşkil eder, hukuka aykırı hayvan deneyinin varlığı halinde ilgili kişi ve kurumlara idarî para cezası verilebilecektir.

Buradaki düzenlemelerin yetersiz olduğu açık. Net ve keskin sınırlar çizmeyen, içinin doldurulması bir oranda hâkime bırakılmış hükümler. Başka bir ifadeyle aleyhe yorumlanabileceği aşikâr. “Mümkün olan en az seviyede ağrı” nedir, bunun kapsamına neler girer? Bu ve bunun gibi bazı tanımlar gri ve muğlâk, hayvanların korunması açısından olumsuz yorumlanabileceği gibi olumlu yoruma da tâbi tutulabilir. Hayvanların korunması alanında yol kat etmiş ülkelere baktığımızda bu tür yasal düzenlemelerin sıkı denetiminin yapıldığını görüyoruz.

Hayvanlar üzerinde deney yapılmasının yakın zamanda yasa dışı olarak kabul edilmesi mümkün görünmüyor. Ancak bu deneyler hukuksal bir zemine oturtulmak zorunda. Hayvan deneyleri her ne kadar henüz yasa dışı bir çalışma yöntemi olarak sayılmasa da yukarıda açıkladığım hukuksal sınırlar içinde kalmasının sağlanması mümkün. Zaman zaman hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin korkunç sonuçları medyaya da yansıyor. Bunların ahlakî açıdan kabul edilebilir olmadığı konusunda hepimiz hemfikiriz. Ancak bu deneylerin hukukun çizdiği sınırların dışında kaldığının, kural ve denetimden muaf olmadığının bilinmesi bu deneylerin karşısında duran her insan için bir ödevdir. Bu alan ne yazık ki çok yakın tarihte hukuki açıdan detaylı düzenlemelere kavuştu. Ancak hukuk kurallarının amacına ulaşması etkinlik kazanmasıyla mümkündür. Bunun kazanılabilmesi içinse denetimlerin yapılması ve yaptırımların uygulanması gerekiyor.

Bu alanda hukukçuların çalışmaları arttıkça, yargıda hayvanların korunması lehine kararlar çoğaldıkça deneylerin çok daha sağlam bir zemine oturması mümkün.

* Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik
* Deney Hayvanlarının Korunmasına Dair Yönetmelik
* Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği

1 YORUM

  1. Etik kapsamında üzerine birçok tartışmanın olduğu hayvan deneylerini hukuk çerçevesinde değerlendirmenizin oldukça önemli olduğunu düşünüyorum.Zira hayatımızın her noktasında bizi etkileyen olgular,kurumlar hakkında yeterince hukuki bilgiye sahip olan veya araştıran bir toplum değiliz.Bu sebeple yazınızı aydınlatıcı buldum.
    Ancak yazınızı okurken ister istemez kendimi şahsi değer yargılarımda boğulur buldum.Bu durum tamamen benim hayvan deneyleri hakkındaki düşüncelerimden kaynaklı ki eminim bu konuda hem fikirizdir sizinle ve daha birçok hayvanseverle.Sanırım hukukla ilgilenen her insanın karşılaştığı zorluklardan biri de yargılarından sıyrılmak.Aradaki ince çizgiyi hatırlattığınız için teşekkür ederim.Ellerinize sağlık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen isminizi girin.