Hayvanların korunması alanında başvurulacak kanun malum olduğu üzere 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu idi. Meclise sunulan bir değişiklik teklifi ile kanunun adı da dâhil pek çok hususta değişiklik yapılması gündemde.

Kanun hükümlerinin pratikte doğurabileceği bütün sorunları öngörmek her zaman mümkün değil. Teklif kabul edilirse uygulamada ortaya çıkabilecek problemleri hep birlikte gözlemleyecek, hayvan koruyucuları olarak eleştirilerimizi somut örnekler üzerinden yöneltebileceğiz.
  • Ayrıca belirtmek gerekiyor ki kanun teklifi henüz komisyonlarda görüşülmeye devam ediyor. Bunun anlamı şu ki inceleyeceğimiz kanun henüz üzerinde müzakere sağlanmış bir metin değil.
  • Ancak bir sonraki aşamaya geçmeden önce gündemdeki değişikliğin ne gibi sonuçlar doğuracağı hayvanseverler tarafından mutlaka bilinmelidir. Zira bu konuda bir güçlük yaşadığımızda aklımıza ilk olarak yasal dayanaklarımız gelmeli ve hukuk sistemi içinde nasıl korunduğumuzu çok iyi bilmeliyiz.

Öncelikle en büyük değişikliğin kanunun adında ve onun doğuracağı sonuçlarda olduğunu söylemek gerekiyor. Bilindiği üzere kanunun adı Hayvanları Koruma Kanunuydu. Teklifte sunulan isim ise Hayvan Haklarını Koruma Kanunu. Aynı zamanda kanun metni içerisinde de “hayvanların korunması” yerine “hayvan hakları” ibaresine yer verilmiş. Bu, hayvan meselesine bakışta bir zihniyet değişikliğinin ilk somut adımı olarak kabul edilmeli. Eğer hak, hukuk düzeni tarafından korunan menfaatse; bu korumanın en başta savunmasız canlılar olan hayvanlar için sağlanmış olmaması çağdaş hukuk düzeninin ruhuna aykırıdır. Bu değişiklikle haklar teorisi kapsamında hayvanların yeri konusundaki tartışmalar sona ermeyecektir ancak hak olmadan hukukun tesis edilmesinin imkânsızlığı da göz önüne alındığında bu olumlu sonuçlar doğurmaya elverişli bir düzenleme olarak kabul edilmeli.

Artıkhayvan hakkı’ ibaresinin kanunda yer almasıyla, hayvanlara kötü muamelenin suç olarak kabul edilmesinin ve Ceza Kanunu kapsamında yaptırımlar uygulanmasının önündeki engel de kalkmış bulunuyor. Önceden hayvanlara kötü muamele ve bazı benzeri davranışlar Kabahatler Kanunu hükümlerine tâbi iken ve yalnızca idari suç olarak kabul edilmekteyken artık Ceza Kanunu hükümlerine tâbi olacak, suç olarak değerlendirilecek ve idari para cezasının dışında da cezaların verilmesi mümkün olacak.

Ceza Kanunu değişiklik teklifinde çevreye ve hayvanlara karşı işlenen suçlar başlığında hayvanları kasten öldürme ve yaralama suçu düzenlenmiş.
Sahipli veya sahipsiz hayvanı kasten öldüren kişi, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile, kasten hayvanların vücuduna acı veren veya sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi ise 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak.

Hayvanları kasten öldürme ve yaralama fiillerinin artık mala zarar verme kapsamında değerlendirilmemesi hayvan haklarına bakışta zihniyetin değiştiğinin büyük bir göstergesi ancak değişiklik teklifinin mevcut hâlinin doğurabileceği problemler var. Hayvanlara tecavüz kanunda ayrı bir suç tipi olarak tanımlanmalı ve yaptırıma bağlanmalıydı. Bunun dışında medyada da eleştirildiği üzere cezanın alt limitinin 6 ay olarak belirlenmesi hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sonucuna yol açacak, yine hayvanseverleri tatmin etmeyen bir tablo ortaya çıkacaktır.

Sahipli hayvanın yaralanması ya da öldürülmesinin takibi sahibinin şikâyetine tâbi kılınmış. Sahipli hayvanı öldüren ya da yaralayan yine hayvanın sahibi ise bu koşulda bu suçun takibi mümkün olmayacaktır. Aynı zamanda sahipsiz hayvanlara yönelik şikâyet hakkının Orman ve Su İşleri Müdürlüğüne verilmiş olması bu kurumun iş yükünü hayli artıracak, suçun takibi imkânsız olmasa da gerçekten çok güç olacaktır.

İlk probleme bir çıkış olarak şu hüküm sunulabilir: sahipli hayvanın bakımının ağır şekilde ihmal edilmesi, hayvana sahibi tarafından ağrı, acı veya zarar verilmesi ve bunun tespiti halinde mahkeme tarafından hayvan alınacak, hayvanın korunması ve yeniden sahiplendirilmesi yerel yönetimlerle işbirliği yapılarak gerçekleştirilecek. Aynı zamanda bu fiilleri işleyen kişinin hayvan sahiplenmesi on yıl süresince yasaklanacak. Bu hükmün pratikte doğuracağı sonuçları, uygulanabilirliğini de ilerleyen süreçte göreceğiz.

Kanunun mevcut haliyle yürürlüğe girmesi halinde hayvan popülasyonunun kontrol altına alınması için 10 yıl boyunca “ev ve süs hayvanlarının” ithal ve ihracı yasaklanacaktır. Bu hükümle, özellikle Doğu Bloku ülkelerinden ülkemize hayvan ihracının önüne geçilebilmesi en azından bir süre için mümkün olabilir.

Yine kanun teklifinde öngörülen bir hükümle hayvan dövüşlerinin önüne geçilebilecektir. Hükümde belirtildiği üzere hayvanları başka bir hayvanla dövüştürmek yasaktır. Kumar, eğlence, gösteri amacıyla kullanmak ya da kullandırmak, bu yollarla onlar üzerinden ekonomik çıkar sağlamak yasaktır, bu fiilleri işleyen kişilere iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilecektir.

Günlük hayatta hayvanseverlerin sık karşılaştığı sorunlardan biri de apartman veya site yönetim planlarına dayandırılarak insanların evlerinde hayvan barındırmasının engellenmesiydi.

Kanuna eklenmesi önerilen hükümle artık rahatsızlık verdiği mahkeme kararıyla kanıtlanmadıkça evcil hayvanlar; apartman veya yönetim planına, başka mevzuatlara dayandırılarak yaşadığı yerden tahliye edilemeyecek.

Kanunda, hayvan hakları savunucularının çeşitli protestolarla, boykotlarla, bildirilerle sürekli eleştirdiği, dönem dönem medyaya da yansıyan sirkler ve yunus parklarına ilişkin de bir düzenleme mevcut. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte hayvanların kullanıldığı kara ve su sirklerinin kurulması, işletilmesi, gösteri yapması; yeni hayvanat bahçelerinin kurulması yasaklanacak. Mevcut sirkler ve hayvanat bahçelerinin işleyişiyle ilgili detaylar ise yönetmelikle belirlenecek. Ancak hâlihazırdaki hayvanat bahçelerinin ve sirklerin de ellerindeki hayvan sayısını ya da kapasitelerini artırması, yeni şube açması net bir şekilde yasaklanmış. Bütün sirklerin, hayvanat bahçelerinin kapatılması yoluna gidilmemiş olması eleştirilebilir ancak yine de bu düzenlemenin olumlu bir gelişme olarak kabul edilmesi gerekiyor.

Düzenlemenin medyadaki yankısına baktığımda tablonun ne sunulduğu kadar vahim ne de yine sunulduğu gibi kusursuz güzellikte olduğu fikrindeyim. Ülkemizde bu konuda sağlam bir bakış açısının yıllardır geliştirilememiş olması da göz önüne alınarak incelendiğinde, hayvan hakları savunucuları bakımından olumlu bir gelişmedir. Kanun koyucunun zihniyetinin değişmesi açısından atılan ilk somut adım olması bakımından da oldukça önemlidir. Kanunun yürürlüğe girmesi halinde, pratikte şimdi ön görmemizin mümkün olmadığı sıkıntılar da ortaya çıkabilecektir. Ancak genele bakıldığında yasal dayanakların artırılması açısından, yasa koyucunun hayvan hakları hukukuna daha yakın bir perspektif geliştirmesi bakımından ülkemiz için önemli bir değişiklik olarak yorumlanabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen isminizi girin.