Geçtiğimiz Eylül’de Londra Moda Haftası davetlileri defile gecesinde kürk giymemelerini öneren bir e-posta aldılar. Ancak bu öneri –aklınıza ilk geldiği şekilde – hayvanların korunmasına yönelik değildi, davetlileri protestolardan koruma amacı güdüyordu.

Defilelerde kürk kullanılması hâlâ tasarımcıların inisiyatifinde, evet pek çok tasarımcı gerek protestolardan çekindikleri için gerekse öz bilinçleri sayesinde defilelerinde kürk kullanmayı tercih etmiyorlar. Ama hayvan duyarlılığı konusunda kat edilen bu kadar yolun sonunda hâlâ koleksiyonunda kürk kullanan tasarımcıların olduğunu da görüyoruz. Belki bundan 30-40 yıl önce hayvanlara yapılan eziyetlerin, kötü muamelenin toplumun her kesimine günümüzdeki kadar hızlı ve objektif yansımadığını, bu sebeple bu konuda güçlü bir bilinç oluşmadığını söyleyebiliriz. Ama medyanın geldiği nokta göz önüne alındığında bu konuda bilgi eksikliği bir mazeret değildir; sadece vicdan yoksunluğunun bir emaresidir.

Aslında bugün Finlandiya, İsveç, Birleşik Krallıktaki ve diğer yüksek refaha sahip ülkelerdeki kürk çiftliklerinde yapılan çekimlere bakmak kürk ticareti konusunda dehşete düşmek için yeterli. Bu çiftliklerde tavşanlar, tilkiler, vizonlar ve diğer pek çok hayvan kirli, sağlıksız alanlarda tellerle çevrili olarak, açık yaralarına, sakatlıklarına müdahale edilmeden tutuluyor. Bazı hayvanlar uzuvlarını kullanamıyor, bazı kafeslerde çürüyen hayvan cesetleri var ve bunlar kafeslerden toplanmıyor. Bu hayvanlar çoğunlukla elektrikle, boyunları kırılmak suretiyle, boğularak ya da gaz verilerek acılı bir ölüme mahkûm bırakılıyorlar.

Avrupa Birliği ülkeleri Fransa, İtalya, Almanya, İspanya, Avusturya, Hollanda, Belçika ve Danimarka’da kedi ve köpek kürküne 2009’dan itibaren yasak getirildi. ABD’de ise kedi köpek kürkü kullanımı 2002’den beri, fok kürkü ise 2009’dan beri yasak. Uluslararası kuruluşlar, Kanada ve İsrail gibi ülkelerde de yasaklanması için baskı yapıyor. Türkiye’de ise, henüz resmi bir karar yok; ancak özellikle Çin ve Uzakdoğu menşeli ürünlerin etiketlerinin iyi okuması ve etiket sahteciliğine karşı uyanık olunması gerekiyor. Her sene iki milyon kedi ve köpeğin kürkü için derisinin yüzüldüğü Çin’de hayvanları korumaya yönelik herhangi bir hukukî düzenleme yok. Evdeki dostunuzun kürkünü boynunuza sarınmanızın düşüncesi bile kan donduruyor.

Kürke karşı protestolar ünlü isimlerin de desteğiyle devam etmekte. Michelle Obama, Carla Bruni-Sarkozy, Penélope Cruz, Ralph Lauren, Natalie Portman, Kate Winslet, P!nk ve Miley Cyrus gibi pek çok isim kürk ticaretinin karşısında durduğunu beyan ederek bu direnişe katıldı.
Mevcut durumda H&M, River Islands gibi büyük hazır giyim markaları gerçek kürk satmayı reddediyor.

Stella McCartney, Calvin Klein, Tommy Hilfiger, Vivienne Westwood, Vika Gazinskaya, Shrimps, Christopher Ræburn, Felder Felder gibi pek çok ünlü tasarımcı da koleksiyonlarında hayvan kürkü kullanmaya kesin suretle karşılar. Giorgio Armani ve Gucci gibi uzun yıllar gerçek kürk kullanmış markalar geçen yıl bütün kürk içeren ürünlerinin üretiminin durduğunu açıkladı. Londra Moda Haftası’nda koleksiyonların %86’sında gerçek kürk kullanılmadı. Moda dünyasında başarılı olmak için hayvanlara yapılan bu barbarca müdahalelere katkı sağlamaya gerek olmadığı açıkça ortada.

Moda endüstrisi en etkileyici ve yaratıcı endüstrilerden birisi. Hali hazırda çok ünlü tasarımcılar hayvan dostu kumaşlarla, sürdürülebilir materyallerle eşsiz koleksiyonlar yaratabiliyorken bir grup tasarımcının hâlâ bu zulümlü yolda ısrar etmesini açıklayacak herhangi bir dayanak olamaz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen isminizi girin.