Esaretin kelime anlamı; kölelik, tutsaklık, boyun eğmek. Yani bir başka deyişle; canlının kendi varlığı üzerindeki tüm haklarından, özgürlüğünden vazgeçmesi.

Son zamanlarda sosyal medyada yüz binlerce dolar değerindeki arabaların yanında zincirli kaplanlar,  parmağa yapışık poz veren “cüce” maymunlar, omuza atılmış pitonlar, iguanalar, efendime söyleyeyim tüysüz kediler, avuç içinde tarantulalar gibi bir çok egzotik hayvanın fotoğrafını görüyoruz. Çoğumuz “ay ne tatlı/hoş” çığlıkları atarak adeta sevimlilikten ölürken, aramızda kaçımız “ya bu hayvanı nereden ve neden bulmuş ki bu lüzumsuz acaba” diye düşünüyoruz?

Evde egzotik veya satın alınmış hayvan beslemenin “havalı” olduğunu mu düşünüyorsun? Bir daha düşün.

Bildiğiniz üzere, evcilleştirilmek adına yapılan egzotik hayvan ticareti, dünyadaki en eski mesleklerden biri. İnsanlar yüzyıllar boyunca “ya evcil hayvanım olsun ama kedi/köpek gibi sıradan bir şey olmasın” düşüncesiyle egzotik hayvanları satın alıyor.

Esaret altında tutulan hayvanların dramı kelimelerle anlatılamayacak kadar büyük. Bu esarete sebep olan insanların nasıl bir düşünce yapısına sahip olduğu konusuna girmek istemiyorum, zira işin arka planını bildiğimden sinirlerime pek hakim olamam bu konularda fakat yine de, bu dramı en azından görmenizi sağlamaya çalışacağım. Kendisi çok özelmiş ve buna hakkı varmış gibi sokaklarda barınaklarda yuva bekleyen onlarca kediye köpeğe yüz çevirip kaplan, sincap, yılan falan satın alan bu “hayvan sever” insanlar hayvanat bahçeleri, sirkler, su parkları, pet shoplar ve üreten kişilerin elinde kötü şartlarda tutulan canlıların yaşadıklarından bi haber yaşam sürüyorlar.

illegal animal trade ile ilgili görsel sonucu

Bu insanların düşünmedikleri bir çok şey var. Mesela, bunlardan bazıları, “Egzotik hayvanlar nerede yaşar?”, “Onları buraya nasıl/ne kadar sürede getiriyorlar?”, “Bu hayvan ne yer, ne içer?”, “Ülkemdeki iklim ve yaşam koşulları bu hayvana uygun mu?”, “Hayvanın ihtiyaçları nelerdir, bunları karşılayabilecek miyim?”, “Ülkemde bu canlı üzerine uzmanlaşmış hekim var mı, hasta olursa ne yaparım?”, “Bakamazsam onunla ne yapacağım?” şeklinde sıralanabilir.Genellikle maymun, bebek kaplanlar, vahşi kuş ve çeşitli sürüngenleri kapsayan bu ticaret, dünyadaki yasa dışı kazancın büyük bir kısmını oluşturmakla kalmayıp, vahşi hayvanlara yönelik yapılan zulümlerin en büyük sebeplerinden biri olarak biliniyor.

Annelerinden zorla alınan bebek hayvanlar kafeslere tıkılıp aklınızın ucundan bile geçmeyecek işkencelere maruz kalıyor. Açlık, zor hava koşulları, çeşitli yara ve hastalıklarla boğuşan hayvanlar, çoğu zaman “sahiplerinin” eline geçene kadar hayatını kaybediyor.

Biyoloji uzmanlarının yaptığı bir araştırmaya göre, ticaret için kullanılan egzotik hayvanların yüzde 70 kadar büyük bir çoğunluğu, pet shoplara ya da sahibine gönderilmek üzere tekrar “paketlenmeyi” beklerken, “toptan satıcı”ların elinde ölüyor.

İnsan kibri sınır tanımıyor

Doğada serbest gezen bu hayvanların size “oldukları gibi” mi geldiğini zannediyorsunuz? Tekrar düşünün.

  • Mesela Instagram’da “çok sevimliymiş” diye beğeni attığınız yavaş lorislerin zehirli dişleri çıkartılıyor, tıpkı yılanlara yapıldığı gibi.
  • Renklerine bakmaya doyamadığımız o güzel kuşların gagaları haftalarca kapalı tutuluyor.
  • Bir kaplumbağa olup hayatınız boyunca (ki kaplumbağalar doğada uzun ömürlüdür) minik bir kabın içinde yüzdüğünü hayal edin.
  • İçinde canlı balık veya kaplumbağa bulundurulan küçük plastik kaplar biblo, yani süs olarak satılıyor.
  • Amerika Birleşik Devletleri’nde evde beslenen kaplan sayısının doğada bulunan kaplan sayısını aştığını biliyor muydunuz?
  • Hadi, hayvanın o yüzde 70’lik orandan sıyrılıp hayatta kaldığını varsayalım, bu canın “sahibine” ulaşana kadar çektiği açlık, yalnızlık, kötü beslenme ve stresin onun üstünde nasıl bir etki yaratacağını sanıyorsunuz? Hoşuna mı gidiyordur sizce?

Küçüklüğünden ötürü “cüce maymun” olarak da Pigme maymunlar, en çok ticareti yapılan egzotik hayvanlardan biri. Evet, boyu insanın bir parmağını geçmiyor ve evet, gerçekten de çok tatlı. Karşı komşunun çocuğu da çok tatlı, ama komşuna “sana bir ton para vereyim de çocuğunu bana sat” demiyorsun. Diyemezsin. Peki, sadece insan olmadıkları için mi hayvanlara yapılan bunca zulmü görmezden geliyoruz?

Ne yapabilirsiniz?

 

Bu yasa dışı ticarette sosyal medyanın büyük önem içerdiğini tekrar vurgulamak istiyorum. Instagram’da sırf satın aldığı egzotik hayvan fotoğrafları yayınlayıp da ünlü olan insanlar bile var. Her gün egzotik hayvanlarla atılan selfieler, binlerce kişiye adeta bunun doğal bir şey olduğunu söylüyor, bunun doğal bir şey olmadığının bilincinde olmak gerekiyor. Neyse ki Instagram hayvanlarla çekilen fotoğrafların ne kadar zararlı olabileceğini anlatan bir uyarı tasarladı. Ancak, bu şiddette hepimizin sorumlulukları var. Satın almamak ve satın almayı düşünenleri bilgilendirip bunu engellemek gerekir. Bu işler arz talep üzerine yapılmaktadır. Kaçak hayvan ticaretini şikayet etmek de yine yapılabilecekler arasında.
İlgili resimnon ethical sourcing of exotic animals ile ilgili görsel sonucu

Egzotik hayvanları evcil hayvan olarak görmememizin önemini yeterince vurgulayamam. Tüm hayvanlar ekosistemin bir parçasıdır ve hepsinin kendince bir rolü olduğunu bilmemiz gerekir. Onları bu sistemden koparıp, eğlence için arka bahçemizde beslememiz bizi, dünyanın en zeki varlığı olarak inanılmaz derecede acımasız ve sorumsuz yapar. Ayrıca lütfen, kimse kendini “bazı yerlerde hayvanın doğal ortamı yaratılıyor” , “Çok iyi bakılıyor” gibi bahaneler bulmaya çalışmasın, çünkü istediğimiz kadar uğraşalım ama egzotik hayvanların doğal ortamını asla yaratamaz doğal alanında kendini rahat hissedeceği kadar rahat hisettiremeyiz.

Yukarıda anlatılanların bütünü ve çok daha fazlası tüm ticari öğe olarak görülen hayvanlar için geçerlidir. Eğer çok seveceğiniz ve sizi çok sevecek bir dost arıyorsanız, lütfen hiçbir zulme göz yummayın, petshoplardan üreticilerden hayvan satın alarak bu zulmün ufacık bir parçası bile olmayın, kendinize en yakın barınaktan bir kedi ya da köpek sahiplenin. İstemediğimiz kadar sevgiye muhtaç can yuva aramakta. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin.
Lütfen isminizi girin.